TÜM MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR
SAYIN ADNAN OKTAR'IN KONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMALARI

 

Adana CRT TV, 30 Eylül 2008

Adnan Oktar: Şeytandan Allah'a sığınırım, Müslümanlar için "Kurşunla kaynatılmış binalar gibidirler" der Allah, lehimlenmiş gibi birarada olacağız inşaAllah. Sağcı-solcu, Alevi, Kürt, Laz, Çerkez, Sünni hiç fark etmez, hepimiz kardeşiz, hepimiz Allah'ın kuluyuz, Allah hepimize bir yol göstertmiş, herkesin fikrine saygı duyacağız ama birlik ve beraberlik esastır. Allah'ı sevenler, Allah yolunda hareket edenler, tabi ki bu vatanın daha iyi olması için, daha güzel olması için gayret ediyorlar ve edecekler.

 

İran Al-Alam TV, 23 Eylül 2008

Muhabir: Türkiye'de Alevi meselesi var, nasıl çözebiliriz bunu?

Adnan Oktar: Alevi meselesi, çözülecek bir şey yok. Aleviler bizim canımız-ciğerimiz, kardeşimiz, mesele yok ki çözülsün. Aleviler İslam'ı, Kuran'ı çok güzel yaşayan, takva, çok candan, sevgi dolu, insan sevgisiyle böyle ruhları coşmuş, mübarek, muhterem insanlar yani nereden çıkıyor sorun?

Muhabir: Ama başkaları öyle söylemiyor.

Adnan Oktar: Hayır, hayır, öyle bir şey, onu anlamayan halk olabilir, yani Aleviliği tanımamıştır, Alevi'nin ne olduğunu anlamamıştır, işte onlara göre abuk-sabuk laflar var, düşünceler var, şimdi onu burada söylemeyeyim, yakışık almaz, çok çirkin iftiralar var, cahil insanın kafasında onlar kalıyor, ne alakası var, ben çok fazla Aleviyle tanıştım. Hacı Bektaş'ta gittim, kaldım ben bir hafta, onları gördüm, yani son derece olgun insanlardır, tanımadıkları için öyle konuşuyorlar. Çok sevecendir Aleviler. Bektaşiler de öyle, çoşkun bir Allah sevgisi ve insan sevgisi vardır, lafını-sözünü bilir, olgundur, insaniyetlidir, derin insanlardır yani derin düşünürler. Bana o lafları bıraksınlar yani, öyle bir konu yok, Alevi sorunu yok. Alevi aslanlar vardır Türkiye'de, inşaAllah.

 

Irak Al Baghdadia TV, 30 Nisan 2008

Adnan Oktar: Ben tabii din ile siyasetin ayrı tutulması taraftarıyım. Bu düşüncedeyim ve laik sistem içerisinde dinin anlatılması, İslam'ın anlatılması ve yaşanması taraftarıyım bunda herkesin huzurlu olacağını düşünüyorum. Çünkü bir toplumda dinsiz de vardır, Yahudi de vardır Hıristiyan da vardır. Onların da hakkı vardır. Onların da birinci sınıf vatandaştır ve hatta değişik mezhepler vardır. Mesela Aleviler vardır, Caferiler vardır hepsi bizim kardeşimizdir. Hepsine derin bir muhabbet duyarız ve onların hiç bir şekilde mağdur edilmesini gönlümüz kabul etmez. Zaten ben o tip bir mezhep ayrımında Alevi'yi de Caferi'yi de hepsini bir görüyorum, yani hepsini kardeşim olarak görüyorum. Bir tek ehli kitap Kuran'da belirtildiği gibi ehl-i kitaptır onlar. Ama onlar da bizim Kuran'da kardeşimizdir, dostumuzdur. Onların da hakkı hukuku vardır. Onlarda da dostluk ve sevgi bağı içerisinde yaşamamız gerekir.

 

Irak Al Baghdadia TV, 29 Haziran 2008

Adnan Oktar: Müslümanların birlik olmaması, birlikte hareket etmemesi haramdır. Haram bir hükümdür. Yani Müslümanların birlikte hareket etmesi topluca kardeş olmaları, hepsinin tamamının kardeş olması ve bir lider etrafında toplanmaları da Kuran'a göre farzdır. Müslümanlar bunu yapmıyorlar. Bunu yapmayınca her türlü belanın kapısı açılır. Müslümanlar bu farzı yerine getirecekler. Ben bunun için söylüyorum yani Türklerin önderliğinde, Türk milletinin önderliğinde, bir Türk İslam Birliği oluşsun. Her devlet ayrı milli devlet olarak kalsınlar. Her devlet kendi içerisinde hür davransın fakat başlarında bir manevi lider bulunsun. Çünkü Hıristiyanların Papası var liderleri var. Müslümanların da bir manevi lideri olması şart. Bu manevi birliğin başında birisi olursa. Bu kargaşa bu fitne rahatça son bulur. O zaman dünyanın bir yerinde Müslümanların parmağının ucuna bir  zarar gelse bütün Müslümanlar toplu haraket edeceği için, bu olay hemen durdurulur ama böyle paramparça olursa. Böl, parçala, yut politikasına uygun hareket ederlerse tabi ki küçük parçaları yutmak kolaydır. Ama bütün blok bir Müslüman alemini yutmak imkansızdır. Müslümanların bu farzı bir an önce yerine getirmeleri gerekiyor. 

Adnan Oktar: Ben ehli sünnet mezhebine mensubum, Hanefiyim. Fakat Şii kardeşlerimi, çok takva, çok mükemmel buluyorum. Çok iyi insanlar olarak buluyorum. Halis Müslümanlar olarak buluyorum. Aynı şekilde Vahabi olan kardeşlerimi de son derece takva son derece dindar, dini çok güzel yaşayan insanlar olarak görüyorum. Yani sanki biz bir okulun talabeleri gibiyiz. Ama aynı okulun talebesiyiz. Yani aynı amaca hizmet ediyoruz. Çünkü Allah'ımız bir, kitabımız bir, kıblemiz bir. Aynı peygambere inanıyoruz, aynı peygamberlere inanıyoruz. Her şeyimiz aynı. Sadece bir takvada yarışma var. Takvada yarışıyoruz. Onun için mezhep ayırımından kaynaklanan Müslümanlara karşı mesafeli olma tam bir fitnedir. Tam bir münafık alametidir. Samimi Müslümanın aslı yapmayacağı bir şeydir. Yani ben bakıyorum mesela Şii kardeşlerime son derece takvalar, Vahabi kardeşlerime bakıyorum son derece takvalar, ne demek mezhep ayrımı? Ne demek onları garipsemek? Çok çok acayip bir şey bu, ancak Müslümanlar takvada yarışabilirler. Kuran'da belirtiyor Allah takvada yarışma vardır. Takvada yarışırız, ama hepsi candan sevdiğimiz mükemmel Müslüman olan kardeşlerimizdir.

 

Irak Al Baghdadia TV, 5 Ağustos 2008

Adnan Oktar: Benim düşüncemi biliyorsunuz ehl-i sünnet inancındayım. Fakat Müslümanlar hedef olarak, Kuran'ın belirttiği, Kuran'da Allah'ın bizlere açıkladığı tek hedefe yönelmeleri gerekir; Allah'ın rızası. Her şeyde Allah'ın rızasının en çoğunu aramak Lazım. Şeytandan Allah'a sığınırım Allah, "Allah katında en iyi olanınız en takva olanınızdır" diyor. Müminler takva olmaya dikkat edecekler. Takva olmak içinde samimi olmak Lazım. Şeytandan Allah'a sığınırım "Allah samimi olan kullarım kurtulur" diyor ancak. Samimi olan kullar. Allah samimiyeti şart koşuyor kurtuluş için, son derece samimi olmak Lazım. Mezhep ayrılıklarını bir kere ortadan kaldırmak Lazım bu çok büyük vicdansızlık, Vahabilik, Şiilik, Sünnilik hepsi kardeş mezheplerdir. Hep içiçeyiz. Hep kardeşiz. Sakın ha sakın mezhep ayrılığı var diye bir düşmanlık Müslümanlar birbirlerine yapmasınlar. Hepsi takva mezheplerdir. Hepsi dine titiz olan mezheplerdir. Hiç ayrımız, gayrımız yok. Hepimiz aynı Allah'a inanıyoruz. Aynı peygambere inanıyoruz. Aynı kıbleye dönüyoruz. Aynı peygamberleri seviyoruz. Her şeyimiz aşağı yukarı aynı. Teferruattaki bu ayrılıklardan dolayı böyle bir muhalefet ruhu çok çok çirkin olur. Şeytanın oyununa gelmek olur. Buna şiddetle dikkat etmeleri Lazım kardeşlerimizin. Birde birbirlerini çok sevmeleri, bütün Müslümanların birbirini sevmesi. Mesela bir Müslümanla bir Şii karşılaştığı zaman hemen sarılıp safa etmesi hal hatır sorması, mesela vahibi kardeşlerimizle karşılaştığında onların evine gidip onlara sarılmaları, yemeklerini yemeleri hatta namaz kılarken bazen duyuyorum namaz kılmıyorlar arkasında bu çok anormal birşey. Arkalarında gönül huzuruyla namaz kılmaları Lazım. Şii de olur. Vahabi de olur Sünni... Hiç fark etmez hepimiz kardeşiz... Müslümana bu yakışmaz.

 

Al Hurra TV, 8 Nisan 2008

Adnan Oktar: Alevilik öyle yadsınacak, öyle karşı olunacak bir sistem değil. O da bir İslam mezhebidir ve kendi içinde yasaklayıcı olma, mesela bir Alevi, bir mahallede saygı duyularak karşılanmalı. O'na saygı gösterilmeli. Ama bu bir lütuf değil yalnız, lütuf olarak değil. Hak ettiği için. Alevi vatandaşların özgürlüğüne, ibadet özgürlüğüne, yaşam özgürlüğüne hem destek olunmalı, hem saygı duyulmalı. Bunu yaşadığında hiçbir sorun olmaz bir Alevi için. Aynı şekilde Kürt vatandaşlarımız içinde bu böyle. Kürtler genellikle çok dindar, çok efendi insanlardır, çok mazlum, son derece saygılı insanlardır, Anadolu insanının genelinde bu vardır. Misafirperverlikleri, sevecenlikleri herkesin malumudur...

Alhurra: Peki siz haklı mı buluyorsunuz yapılan taliplerinde Alevilerin Cem evleriyle ilgili.

Adnan Oktar: Tabii ki, tabii ki. Cemevleri, ibadethaneler istedikleri gibi yaşasınlar, istediklerini okusunlar. Yani baskı insana saygıya uymaz. Cemevi açsın, Allah'ı anıyorlar ne güzel, orada da yine Hz. Ali'nin sevgisinden bahsediyorlar, bir arada sohbet ediyorlar yani dinsizliği, imansızlığı konuşmuyorlar ki. Allah'tan, dinden, imandan, Peygamber'den, Peygamberimiz (sav)'in neslinden, on iki imamdan bahsediyorlar, ne güzel.

 

El Cezire TV, Ekim 2007

ADNAN OKTAR: Hem Türkiye'deki hem Dünya'daki tüm Müslümanları mezhep veya tarikat gözetmeden çok seviyorum. Hepsine saygı duyorum. Sunni ile Şii arasında fark yoktur. Aynı şey İhvan-ı Müslimin içinde geçerlidir. Bunlar da benim kardeşlerimdir. Onlara samimi bir şekilde bakıyorum. Bizim kıblemiz birdir. Allahımız birdir.  Bizim kitabımız birdir. Bütün bu unsurlar bizim birliğimizi sağlayan unsurlar. Ben ihtilafa çok karşıyım.

 

Filistin Al Quds Gazetesi, 17 Kasım 2008

MUHABİR: Hocam Ortadoğu problemlerine en iyi çözüm nedir acaba? Filistin problemine en iyi çözüm nedir?

ADNAN OKTAR: Çok güçlü bir iman, Allah'la çok güçlü bir bağlantı, yoğun bir Allah sevgisi, yoğun bir Allah korkusu ve birlik beraberlik ruhu. Mezhep ayrılıklarından kaynaklanan fitnelerden şiddetle kaçınmak, Müslümanların bütün gücüyle birbirini desteklemesi, kültüre, bilgiye çok önem vermeleri ve olaylara sevgiyle hayır gözüyle yaklaşmaları çözüm olacaktır. Çünkü kaderde zaten Filistin kurtulmuş durumda. Kaderde zaten bu fitne ve bu kargaşalar çoktan bitmiş durumda. Kudüs'le ilgili müjdeli çok fazla hadis var. Bunu inşaAllah önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde göreceğiz.

ADNAN OKTAR: Mehdi'nin çıkışına kadar bu böyle, Müslümanlar ancak Mehdi'nin zuhurunda tam anlamıyla bir araya gelip birleşecekler. O aşamada sadece Müslümanlar birbirlerini kardeş bilmeleri, birbirlerine sevgi duymaları, mezhep ayrılıklarından kaynaklanan fitnelerden kaçınmaları çok önemli. Ama Mehdi'nin zuhuru da çok çok yakın, Hz. İsa'nın nüzulü de çok çok yakın. Yani 10 veya 15 yıl kadar sadece Müslümanların bekleyeceği bir vakit var. Onun dışında çok muhteşem ve çok hayret verici olaylar olacak inşaAllah.

 

Amasya TV, 21 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Ben Türkiye'deki bütün cemaatleri çok severim, bunu herkes bilir. Hepsi ahbabım. Eserlerimin hemen hemen hepsinin yayın organlarında yayınlanmasında da bunu görebilirsiniz. Televizyon kanallarında olsun gazetelerinde olsun. Hem ilanlarımız hem eserlerimiz yayınlanıyor. Fikren etkileniyorlar bu çok güzel bir şey. Süleymancıları çok severim Nurcuları severim, Mahmut Hoca'yı severim, Esat Hoca'yı severim. Bunların hepsi bir bütündür. Tertemiz insanlar. Ama Şii'leri de severim. Vahabi'leri de severim. Allah diyen herkesi severim. Aynıyız. Allah'ımız bir Peygamberimiz bir, kıblemiz bir aynı Peygamberleri seviyoruz. Aynı cennete inanıyoruz, aynı cehenneme inanıyoruz.

Sunucu: İslam dinini böyle ayrılması sizce doğru mu?

Adnan Oktar: Ayrılsa bile kardeşlik düşüncesinin çok güçlü olması gerekir. Asıl olan kardeşliktir.

Sunucu: Ayrılma sebebi nedir?

Adnan Oktar: Mesela üniversitede de sınıflar vardır ama okul bütünlüğü vardır. Yani üniversitenin, içerisinde 1c 2c 3c siye sınıflar vardır. Ama o bütündür. Ruhi parçalanma çok kötüdür. Manevi parçalanma çok kötüdür. İnsanlar da ayrı ailedendir ama biz kardeş olarak birbirimizi çok severiz. Ailelerimiz ayrı diye millet olarak birbirimizi sevmemezlik etmeyiz. Bu çok normaldir. Cemaatleri olur. Topluluklar olur ama arada bir ayrılık olmaması sevgi ayrılığı olmaması çok önemli. Mesela bir düşmanlık bir kıskançlık haset, olmaması çok önemlidir.

 

Irak An Anbar TV, Eylül 2008

Adnan Oktar: ... Bunlar bizi birbirimize kitleyecek inşaAllah, kardeşlik bağımızı çok şiddetlendirecek, sevinçli, güzel bir düğüne doğru biz gidiyoruz inşaAllah. Bunların alameti, Mehdi'nin zuhuru an meselesi, Hz. İsa'nın inişi de an meselesi inşaAllah. Çok güzel bir birliktelik olacak. Sünni, Şii kardeşlerim sıkı sıkıya kardeşliklerini pekiştirsinler, çok güzel bir kardeşlik bağı oluştursunlar. Caferiler son derece takvadır, Sünniler takvadır, Aleviler takvadır. Araplar bizim canımız kardeşlerimiz, Peygamberimizin soyu. Kürtler canımız kardeşlerimiz. Oradaki Hıristiyanlar hepsi Ehli Kitaptır, hepsi bizim kardeşimiz. Bu ayrılık gayrılığa sakın düşülmesin. Bu masonların bir oyunu, böyle bir oyuna kimse gelmesin. Hep birlikte, beraber olalım, Mehdi'yi karşılamaya hazırlanalım, İsa'yı karşılamaya hazırlanalım inşaAllah.

 

ArabNews, Kasım 2008

Ben Sünni Müslümanın, Hanefiyim, fakat Şiileri de, Alevileri de diğer mezhep mensuplarını da, hepsini çok seviyorum, çok saygı duyuyorum. Müslümanlar arasında ben bir ayrı gayrı görmüyorum. Vahhabileri de, diğer mezhep mensuplarını da, Caferileri de saygıyla, sevgiyle karşılıyorum. Mezhep taassubunun kalkmasını diliyorum. Müslümanlar, birbirine bu yüzden karşıt olmaması gerekir. Bunlar bizim kardeşliğimizi bozan şeyler değildir.

 

Associated Press of Pakistan, 6 Eylül 2008

MUHABİR: Şimdi gelelim, mezhep çatışmaları, Müslümanlar içinde. Sünni var, Şii var. Şiilerin de birçok kolları var. Sünnilerin birçok kolları var ve bunlar hiç birlikte, biraraya gelmesi mümkün görülmüyor. Lübnan'da biz gördük, Pakistan'da gördük. Hergün birbirlerini öldürüyorlar. Nasıl bir İslam Birliği diyorsunuz? Bunlar kendi aralarında birleşemiyorlar, bunun için nasıl düşünüyorsunuz? Nasıl birleştireceksiniz, ne düşünüyorsunuz?

ADNAN OKTAR: Benim daha önceki röportajlarımda, bir ay önceki röportajlarımda, 15 gün önceki röportajlarımda, mezhep ayırımının Müslümanlar arasında düşünülemeyeceğini belirttim. Dedim ki; Sünni bir imam arkasında bir Şii namaz kılabilir, Şiinin arkasında Sünni kılabilir. Ayrıca Vahabiler de çok takva insanlardır, Caferiler çok takva insanlardır. Aleviler, Bektaşiler bunların hepsi bizim kardeşimizdir, dolayısıyla ayırım yapılmaz. Allah'ı seven, peygamberi seven herkes bizim kardeşimizdir. Bu ayırıma mutlaka son verilmesi gerekir demiştim. İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejat Türkiye'ye geldi biliyorsunuz. Sultanahmet'te –bir Osmanlı camisidir bu- burada, -Osmanlı'dan kalan bir camidir- Sünni bir imamın arkasında namaz kıldı ve dedi ki; bunun siyasi mesajı çok büyük dedi ve çok önemli olduğunu söyledi. Bu benim dediğimin işte uygulaması. Benim söylediğim konunun uygulamasıydı bu. Ve onun için Allah'a hamdolsun, çok büyük bir güzellik bu. Bu ne demektir? Eğer Sünni bir lider olursa, Türk İslam aleminin başına geçerse, biz İran olarak onlara uyacağız, ayırım yapmayacağız ve arkalarında namaz da kılacağız, sözlerini de dinleriz, yeter ki samimi bir birlik olsun. Bunun mesajını verdi.

MUHABİR: Ama sizce samimi bir birlik olabilir mi? Çünkü bakıyorsunuz Lübnan'da hep çatışmalar, hep 20 yıl zaten böyle devam ettiler. Yine şimdi yine geçenlerde çatışma, Sünni-Şii çatışma oldu. Onun arkasında da Suriye'nin parmağı var. Arkasında İran'ın parmağı var. Türkiye arada bunları birleştirmeye çalıştı ama bir iki ay devam ediyor. Ondan sonra yine bunlar çatışmaya giriyorlar. Buna bir kesin olarak bir çare bulunmuyor.

ADNAN OKTAR: Masonluk kendince onları sürekli birbirine düşürmeye çalışıyor. Ama buna rağmen ilk defa gene hem Irak'ta hem Lübnan'da, Sünni-Şii ayırımı yapmayacaklarını, birbirleriyle dost olacaklarını ve birbirlerinin ibadetlerine, dini inançlarına saygı göstereceklerine dair bir anlaşma yapıldı. Yeni yapıldı bu da biliyorsunuz. Bu da bir gelişmedir, çok çok önemli bir gelişmedir.

 

AZERBAYCAN–AZADLIQ GAZETESİ RÖPORTAJI (14 Eylül 2008)

SUNUCU: Azerbaycan bildiğiniz gibi, Türki cumhuriyetleri arasında nüfusu Şii olan bir ülke, tamamen değil de yüzde 50-60 oranında. Sizce Azerbaycan'da Şii çoğunluğun olması, Azerbaycan ve Türkiye ilişkilerinin düzlenmesi için bu bir engel teşkil edebilir mi?

ADNAN OKTAR: Asla, asla. Bir kere Şiiler halis Müslümandır ve çok takvadır Şiiler. İslam'ı çok mükemmel yaşayan insanlardır. Hz. Ali'yi coşkuyla severler, oniki imamı coşkuyla severler. Ben zaten Hz. Ali'nin soyundan geliyorum. Benim dedem zaten Hz. Ali. Böyle bir muhabbet ehlini sevmemek mümkün mü. Tabi ki çok rahat bağlantı olacaktır. Hatta Sayın Ahmedinejad geldiğinde, Türkiye'ye geldi bir Osmanlı camisinde Sünni bir imamın arkasında geldi, namaz kıldı. Ve konu bitti, bu kadar. Konuya son noktayı koydu. Şii, Sünni kardeşliği perçinlendi ve konu kapandı. Demek ki Sünni, Şii kardeşliği kesin bir gerçektir, bunu kimse yıkamaz, en üst düzeyde bu tastiklenmiştir.

SUNUCU: Hocam. İran'ın bölgedeki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Biliyorsunuz Şii bir devlet, büyük bir devlet, güçlü bir devlet ve bu alanda kendi gücünü ortaya koymak istiyor.

ADNAN OKTAR: Tabi ki güçlü olacak. İran'ın güçlü olması, Türkiye'nin güçlü olması, Rusya'nın güçlü olması. Her devlet güçlü olmak durumunda zaten, buna saygı duyulur. Ama bu gücü insanların mutluluğu için kullanmak Lazım. Dünyanın mutluğu için kullanmak Lazım. Adalet için, barış için, kardeşlik için kullanmak Lazım...

 

Azerbaycan Novoye Vremya, 6 Ekim 2008

Adnan Oktar: Azeriler benim dünyada en sevdiğim insanlardandır söyleyeyim. Hepsi benim canım, ciğerim. Çok yakında güzel bir birleşme olacak, oraya doğru gidiyoruz İnşaAllah. Sıkı dursunlar geliyoruz Allah'ın izniyle. Onlar oradan bastırsın, biz buradan bastıracağız. Bu birleşme mutlaka gerçekleşecek ama bunu biraz hızlandıralım. İki tarafta bunu istiyor. Barış için, kardeşlik için, sevgi için bu şart. Bir de Azeriler çok efendi insanlardır, mükemmel ahlaklıdırlar. Kendi gözümle de bunu görüyorum. Dost canlısı ve yiğit insanlar, bizden ayrı kalmaları çok çok yanlış. Cıvıl cıvıl güzel bir dünyamız olacak İnşaAllah. Bu koridoru açacağız, güzel bir netice alacağız. Allah'a, Kuran'a sevgilerini daha da arttırsınlar. Birlik ve beraberliklerini daha da arttırsınlar. Alevi, Sünni, Caferi hiç fark etmez hepimiz kardeşiz. Hepimiz ehli kıbleyiz, hepimiz Allah dostuyuz, Allah'a inanmayanlar da bizim kardeşimizdir, olabilir Allah onları da öyle yaratmıştır. Onlara karşıda bizim içimizde bir düşmanlık hissi yok. Çünkü Allah insanları çeşit çeşit yaratmıştır. Onların kaderi de öyle. Onlar da birinci sınıf insandır, birinci sınıf vatandaştır. Hep birlikte kardeşçe yaşayacağız İnşaAllah. Ama çok samimi olmamız, gayretli olmamız, fedakar olmamız gerekiyor. Hepsine selam iletin İnşaAllah benim kanalımdan. Hepsini çok seviyorum.

 

Azerbaycan Ayna Gazetesi, 8 Ağustos 2008

Muhabir: Hatta adam diyor kitapları İran'da bastırıp getirdik. Birde tek böyle bir Müslüman düşünür, Müslüman mütefekkir olarak tek bir şahıs olarak görüyoruz, hiçbir mezhep konusuna girmeden bu kadar başarılı oluyorsunuz. Hocam neden girmiyorsunuz bu mezhep konusuna korkuyor musunuz yoksa nedir?

Adnan Oktar: Çok çok mantıksız geliyor bana yani şimdi bir Caferi ile karşılaşıyoruz. Bu insan halis mulis Müslüman bakıyorum gayet aşkla şevkle namazını kılıyor. Bütün helallere dikkat ediyor. Haramlara dikkat ediyor. Allah'ı coşkuyla anıyor, Peygambere aşık, bütün peygamberlere aşık yani nedir bir insanın kusuru ben anlayamıyorum. Aleviler de öyle. Hz. Ali'yi sevmek niye suç olsun? Ben onun soyundan geliyorum zaten. O'nun torunuyum yani. Aşkla sevecek tabi ki sevecek. Ne var bunda, son derece güzel yani anormal olan bu ayırımlarda hayır görmeyip bunu şer görmektir. Bunda bir hayır var. Onlar öyle güzel bir yol bulmuşlar. Bu ehli sünnet böyle bir yol bulmuş bunların hepsi güzellik.

Muhabir: Hocam peki bu Azerbaycan'da şu anda diyelim ki Müslümanlar gerçek olan bir şey vardır ki bazı mezheplere ayrılmışlardır. Azerbaycan'da %60'nın Şii, %40'ının ehli sünnet olduğu söyleniyor. Bu resmi değil tabi hocam herkesin, söylediği bir şeye göre sizinde bazen böyle bir şey söylemişti. Yahudilik ve Masonluk kitabında bir işaretin işte Yahudilikten kaynaklandığını ve o işaretinde Şiiliğin olduğunu hatta Şiiliğin Yahudiler tarafından insanlara yaratıldığını ortaya atıldığını güya söylemişsiniz böyle bir şey var mı ne düşünüyorsunuz hocam Şiilik konusunda

Adnan Oktar: Sünni, Şii, Caferi bunlar tam anlamıyla halis kan kardeştirler.Halis Müslümanlardır. Bunlar arslan gibi hakiki Müslümandır. Hiç öyle birşey olmaz saf Müslümanlıktır Caferilik, saf Müslümanlıktır Şiilik, saf Müslümanlıktır Sünnilik. Hiç ayrıları gayrıları yoktur... Hepsi aynı Allah'a, aynı peygambere aşkla bağlılar hepsi Allah'tan korkuyor. Hepsi helala harama titizdir. Hepsi sünnetlere titizdir onlar laf.

 

Bağdat TV, 2 Mart 2008

Adnan Oktar:  Bütün Müslüman kardeşlerim gönülleri müsterih olsun ve sevinsinler. On, yirmi yıl içerisinde İslam bütün dünyayı kaplayacak. Amerika'nın yahut başka bir ülkenin bunu durdurması da mümkün değil. Peygamber Efendimizin rivayetleri aynısıyla çıktı ve çıkmaya da devam ediyor. Yüze yakın hadis peş peşe tam doğru olarak çıktı. Peygamberimiz muhbiri sâdıktır, dedikleri doğrudur. Allah'ın vahyiyle hareket eder. Allah'ın vahyiyle bunları söylemiştir. Ve hepsi de doğru çıkmıştır. İslam'da büyük bir birlik ve beraberlik olacak. Dünya tarihinde ilk defa bu kadar dünya çapında büyük bir beraberlik oluyor. Ve İslam birliği ilk defa bu kadar dünyaya ihtişamla hakim olacak. Yani bu kadar geniş çaplı hiç olmamıştır dünya tarihinde. Hz Süleyman devrinde de olmamıştır bu kadar. İlk defa bu kadar büyük hakimiyet olacak. Şii-Sünni ayrımı ve mezhepler de kalkacak. Aynı Resulullah'ın devrindeki gibi olacak, ben bunu söylerken 2008 tarihinde bunu açık açık şu an söylüyorum. Şubat ayında söylüyorum. On yıl sonra, yirmi yıl sonra gene görüşeceğiz. Dediğimin doğru olduğunu hep beraber göreceğiz inşaAllah.

 

Çay TV, 23 Temmuz 2008

Adnan Oktar:  Türkiye'de dini cemaatler ve bunların liderleri ehli sünnet inancında yahut ehli sünnet olmayanlarda mesela Alevilerle de geçenlerde konuştum. Çok Efendi bir insan. Çok nezih bir insan. Bir kanal tam ismi şu an aklımda değil de. Tam böyle kamil bir insan, güzel ahlaklı hepsi öyledir Alevilerin. Güzel insanlardır. Aynı şekilde Türkiye'deki tarikatların yahut cemaatlerin önde gelenleri de öyledir. Mesela ben Mahmut hocayla görüştüm. Çok mazlum ve çok efendi. Çok halim selim bir insan bayağı alim. Ve değerli bir insan. Fetullah hocamızı şeyde gördüm rahmetli Turgut Özal'ın herhalde o cenazesinin gelmesi töreni vardı oradaydı hatırladığım kadarıyla, Yani tam iyi hatırlayamıyorum. Orada görmüştüm. Fakat yanına fazla yaklaşmadım. Fakat insan olarak gördüğüm kadarıyla televizyonda gördüğüm görüntülerinden başka şeylerden. Çok halim selim bir insan o da çok efendi, mazlum. Yani o kadar acayip şeyler söylüyorlar ki o muhterem insan için yani insanın vicdanını çok çok zorlayan şeyler. Bence böyle izahlara hiç gerek yok. Çok samimi değerlendirmek Lazım. Soldaki insanları değerlendirirken böyle zalimane bir üslup kullanmak doğru değil. Dindarları değerlendirirken böyle bir zalimane üslup kullanmak doğru değil. Her şeyi samimi dürüst olarak değerlendirmek. İnsanları da samimi ve dürüst olarak gözlemlemek en doğru olan olur.

 

ADNAN OKTAR'IN İFTAR YEMEĞİ KONUŞMASI (EYLÜL 2008)

ADNAN OKTAR: İşte bu, sizin bu açıklamanızda da Türk İslam Birliği'nin önemi açık açık görülüyor. Türkiye'nin süper devlet olarak, büyük bir devlet olarak iki süper gücün Rusya'nın ve Amerika'nın arasında dengeyi sağlayan 3. bir güç olarak ortaya çıkması gerektiği ortaya çıkıyor. Türkiye ılımlılığıyla, sevecenliğiyle, makul düşüncesiyle bu gücün tam hakkını verecek bir ülkedir. Dikkat ederseniz yabancı ülkeler, Sarkozy olsun, diğer yabancı devlet adamları olsun, Türkiye'nin bu akılcı, güzel, uzlaştırıcı tavrını çok beğeniyorlar. Bu Türk İslam Birliği'nin ön uygulamalarıdır. Kafkas birliği de oluşacak onu söyleyeyim. Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan bunların hepsi Türkiye'yle kardeş olan ülkelerdir. Hep bizden koparılmışlardır. Türkiye'nin her yeri Gürcü kaynar, Ermeni kardeşlerimiz burada gelip çalışıyorlar. 30-40 bin Ermeni var Türkiye'de çalışan. Hatta daha da fazla. Biz onlarla iç içeyiz. Ve milleti sadıkadır Ermeniler. Adı üstünde sadık millettir. Tamamen gereksiz, onlar orada hapsedilmişlerdir. Ekonomik yönden de güçsüzler, sıkıntı içindeler. Açılsın oradaki kapılar. Gürcistan'ın da kapıları açılsın, Ermenistan'ın da, Azerbaycan'ın da kapıları açılsın, Türkiye'yle birleşsinler. Güzel bir ittifak oluşsun. Hem ekonomik hem sosyal hem kültürel bilimsel yönden her yönden mükemmel bir gelişme olur. Onlar da çok rahat eder, biz de çok rahat ederiz. Ama bunun sürekli gündemde tutulması ve teklif olarak getirilmesi gerekiyor. Bu düşmanlık politikalarının kalkması gerekiyor. Yani Ermeniler düşman, Rumlar düşman, Suriye düşman, bir ara öyle bir akıl vardı. Rusya düşman, düşman olmayan hiçbir yer yoktu. İçerde de düşmanlar vardı güya. İşte Aleviler düşman, Bektaşiler düşman, Sünniler düşman, bu düşman düşüncesi artık yerine dostluk, sevgi, barış ve kardeşlik şeklinde bir güzellikle bunlar yer değiştiriyorlar, artık yerini bunlar alıyor. Bunun güzel neticelerini yaklaşık on yıl içerisinde alırız benim kanaatim. Alacağız çok da güzel gidiyor Türkiye. Bununla ilgili çok ciddi gelişmeler oldu. Türk İslam Birliği ile ilgili net açık, sarih  gelişmeler oldu. İnternet sitemize girerseniz www.harunyahya.org, www.harunyahya.net bunlar çok açık görülecektir. Yani benim gördüğüm yirminin üzerinde büyük, sosyal eylem gerçekleşti Türk İslam Birliği yolunda.

 

Denge TV, 9 Aralık 2009

Adnan Oktar: Bir kere şu mezhep ayrımından kaynaklanan muhalif ruhu kaldırmak Lazım. Şiiler, Aleviler, Bektaşiler, Vahabiler, bunlar bizim hepsi bizim kardeşimiz. Hepsi mümin, muttaki tertemiz insanlar, hepsi Allah'a aşık, peygamberlere aşık, derin sevgi içerisinde olan insanlar. Bizim için bir nimettir kardeşlerimiz. Hepsi bir nimettir. Bu düşüncenin ortadan kalkması gerekiyor, muhaliflik düşüncesinin. Ayrıca İslam ahlakı Türk İslam coğrafyasına yayıldığında bu çalışkanlık, aktivite, zihin açıklığı, disiplin, tevekkül, temizlik, kalite ve derin akıl meydana getirttirir. Bunun bereketini ve güzelliğini bütün bu coğrafyanın tamamı görür. Hatta Hıristiyan alemi, Museviler istifade ederler. Bunun için biraz aceleci olunması gerekiyor. Bugün mesela yine bir haber vardı Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'e Türk Birliği için bir teklif yapıldığını söylüyorlar daha önce, aslı vardır veya yoktur bilemem ama çok önemli. Böyle bir haberin, böyle bir dönemde ortaya getirilmesi Türk İslam Birliği'ne ihtiyacın birçok yansımalarından sadece bir tanesi. Demek ki her yerde bu ihtiyaç hissediliyor.

 

Kütahya Destan TV, 5 Ağustos 2008

ADNAN OKTAR: Kütahyalı bütün kardeşlerime sevgiler, selamlar iletiyorum. Hepsini çok seviyorum. Kardeşlik bağlarını güçlendirelim. Sağcı, solcu, Alevi, sunni hiç fark etmez hepimiz kardeşiz. Hepimiz bu vatanın evlatlarıyız. Allah hepimize ayrı bir özellik ayrı bir düşünce vermiş olabilir o Allah'ın bir yaratması. Bu birbirimize karşı olmamızı gerektirmez. Sevgi içinde, barış içinde, kardeşlik içerisinde bu güzel memleketimizde yaşayalım. Dünyanın en güzel memleketi çok bereketli güzel topraklarımız var. Allah bize lütfetmiş Elhamdülillah bak İstanbul'u da bize nasip etmiş. Güzel İstanbul'u nimetin kadrini bilelim inşaAllah.

 

Ech Chorouk El Youmi, 17 Kasım 2008

ADNAN OKTAR: Bütün gücümüzle İslam'ı yaymak, İslam'ın güzel ahlakını insanlara öğretmek, Darwinizm'e ve Materyalizm'e karşı şiddetli ve güçlü bir mücadele vermek çünkü bunlar put düşüncelerdir. İslam kardeşliğini tesis etmek, mezhep ayrılıklarından kaynaklanan kavgaları, münakaşaları ortadan kaldırmak, bu ortamı daha güzelleştirecektir, Mehdi'nin zuhurunda onun vazifesini daha kolaylaştıracaktır İnşaAllah.

 

Endonezya Antara Haber Ajansı, 16 Eylül 2008

Adnan Oktar: Bir kere birbirlerini çok sevsinler, mezhep ayrımları olmasın. Herkes Alevi, Sünni, Şii hepimiz kardeşiz, birbirlerine böyle coşku, aşkla, muhabbetle bağlı olsunlar. Mehdi'nin zuhuru çok yakın, Hz.İsa'nın inişi an meselesi. Bu dediklerimin doğru olduğunu zaten önümüzdeki  on yıl içerisinde de görecekler. Bütün alametler çıktı, sevinç içinde bu İslam Birliği'ne hazırlansınlar. İnşaAllah cennetteki hayatımız da çok güzel olacak Allah'ın izniyle, eğer böyle samimi gayret edersek Allah'tan bunu umuyoruz.

 

Konya HaberDem, 24 Ekim 2008

ADNAN OKTAR: Gençlere tavsiyem çok samimi olmaları. Allah ayette, şeytandan Allah'a sığınırım, Allah'ın samimi kulları kurtulur diyor. Çok samimi olmamız gerekiyor. Yine şeytandan Allah'a sığınırım, Allah Katında en iyi olanınız en takva olanınızdır diyor Allah. Takva olmaya gayret edeceğiz. Allah için geceli gündüzlü, Allah'ın rızasının en çoğunu kazanmak için gayret edeceğiz. Birbirimizi çok seveceğiz, saygı duyacağız, bütün Müslümanları kardeş bileceğiz. Mezhep tarikat ayrılıkları, şu, bu falan buna benzer, bizim mahalleden, hemşerimizdir, şudur, budur gibi böyle garip bölünme mantıklarından şiddetle kaçınacağız. Çok güzel bir devirdeyiz. Mehdi benim kanaatimce zuhur etti. Benim kanaatime göre Mehdi'nin zuhur ettiğine inanıyorum. Hz. İsa'nın nüzulü de çok yakın. Çok çok az kaldı. Yani en fazla birkaç on sene. Ya bu on sene veya bir dahaki on sene inşaAllah. Bütün dünyaya İslam hakim olacak, İslam ahlakı bütün dünyanın en uç noktalarına kadar yayılacak. Müslümanlar dünyanın huzurunu, barışını, güzelliğini tam anlamıyla tesis edecekler inşaAllah. Hz. Süleyman gibi, Hz. Zülkarneyn gibi güzel bir dünya hakimiyeti olacak. Süleyman zamanındaki kadar orijinal, güzel bazı şeyler olmayabilir ama genel anlamda bu asra yakışacak, bu asra özel müthiş bir güzellik oluşacaktır. Ama en önemli şey Müslümanların gıybet etmemesi, birbirlerine hüsnü zanla bakmaları, sevgiyle birbirlerine yaklaşmaları, birbirlerinin hayrına gayret etmeleri, hasetten, kıskançlıktan şiddetle kaçınmaları, bunlara eğer dikkat ederlerse, özen gösterirlerse çok güzel olaylar inşaAllah, çok güzel gidiyor. Aksi durumda da zaten gene İslam hakim olacak, aksini yapsalar da hakim olur ama böyle yaparlarsa çok sevap kazanırlar. Ama İslam zaten dünyaya hakim oldu. Kaderi böyle dünyanın. Hz. İsa çoktan indi. Çoktan Mehdi'yle namaz kılıyor şu an Allah Katında. Bunun aksini hiçbir güç, dünyada hiçbir güç sağlayamaz. Mehdi'yi ve İsa'yı dünyada yenecek hiçbir güç yoktur. Allah'ın dilemesiyle bunlar görevini yapacaklar ve görevini bitirdikten sonra vefat edecekler, inşaAllah Allah'ın huzuruna gidecekler.

 

Iğdır TV, 28 Ağustos 2008

Muhabir : Farklı bir konuya geçeceğiz hocam şimdi. Dinimizin size göre kaç tane mezhebi var? Hak mezhep.

ADNAN OKTAR: Hanefi, Hanbeli, Maliki ve Şafii. Suni mezhepler 4 tanedir, biliyorsunuz.

Muhabir: 4 tanedir. Peki Iğdır ve Kars'da belli bir kesim Caferi mezhebinden olduğunu söylemekte ve bunu kabullendirmeye çalışmakta. Sizce Caferi mezhebi var mıdır? Hak mıdır?

ADNAN OKTAR: Caferi mezhebi, o da halis Müslümanların oluşturduğu bir mezheptir. Aleviler, Caferiler çok titizdirler dine. Bayağı takva insanlardır. Dini en güzel şekilde yaşarlar. Vahabiler de öyledir. Yani çok çok titizdirler dine. Kuran'a çok titizdirler. Bu suni ayrılıklardan şiddetle kaçınmak Lazım. Ben, Bektaşilerle de çok görüştüm, konuştum. Bunlar çok candan, çok samimi, güzel ahlakı hedefleyen, böyle sevgi dolu insanlardır. Güzelliği arayan, hoşgörüyü ve ılımlılığı arayan, sevecenliği birinci plana getiren, Allah sevgisini birinci plana getiren, Allah korkusunu birinci plana getiren insanlardır. Onun için ben bu tip ayrımlardan, nasıl güç buluyor insanlar, ben buna şaşırıyorum. Yani bir Caferiye gitseniz gerçekten çok takvadır, çok titizdirler dinlerine. Yani neye göre bir öfke meydana geliyor? Neye göre mücadele ediyorlar bilmiyorum? Herhalde şeytanın etkisiyle.

ADNAN OKTAR: Evet çok hayati bir yer. Türkiye'nin altın kapısı. Türk – İslam Birliği'nin altın kapısı bir daha söylüyorum. O yönden Iğdır çok hayati bir yer, hayati bir bölgemiz. Bütün oradaki kardeşlerimize saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum. Aman birlik beraber olalım. Kardeşlik duygularımızı pekiştirelim. Kuran ahlakına sıkı sıkıya tabi olalım, inşaAllah. Ayrılık gayrılık yok. Alevi, Sünni, Kürt, Laz, Çerkez hepimiz kardeşiz. Her biri ayrı bir renktir. Her biri ayrı bir güzelliktir. Hepsinde ayrı bir hayır var. Aman aman masonların oyunlarına gelmeyelim inşaAllah.

 

Gaziantep Kanal 5, 20 Eylül 2008

MUHABİR: Tehdit olmaktan da çıkar mı bu?

ADNAN OKTAR: Tabi kesin çıkar, hemen hallolur bu iş. Ama İran Cumhurbaşkanına helal olsun, maşaAllah bak geldi Osmanlı camisinde imamın arkasında durdu, namaz kıldı mükemmel. Aylardan beri anlattığımın uygulaması. MaşaAllah yani iftihar ettim. Çok çok güzel. Ve tam dediğimi de tasdik etmiş oldu. Yani çünkü bu havada kalan bir izah gibi düşünüyordu insanlar. Gerçek olduğunu gördüler. Ne demek istiyor, eğer Türkiye lider olursa ben Türkiye'nin Sünni olmasından rahatsız olmam diyor ve tam anlamıyla uyarım. Bakın imama uydum namaz kıldım aynı şekilde size de uyar itaat ederim ne gerekiyorsa yaparım bunu demek istiyor.

MUHABİR: Mihmandarlığınıza karşı değilim demek istiyor değil mi?

ADNAN OKTAR: Bu kadar tabi, yani bizim için böyle bir sorun yok diyor. Yok Acem bilmem nesi, yok Şii Caferi anlaşamaz, Sünnilerle anlaşamaz, hani anlaşamıyordu, bunlar hep şeytani izahlar. Caferiler son derece takva insanlardır, Şiiler son derece takva insanlardır. İslam'ı, dini çok güzel yaşarlar. Sünniler de aynı şekilde, son derece takva insanlardır. Ayrı ayrı okullar bunlar, hepsi Allah'a yönelmişlerdir. Hepsi ahlak okuludur, hepsi doğru yoldadır. Yani yanlış bir şey yok.

 

İzmir Kanal 35, 14 Aralık 2008

MUHABİR: Peki Sayın Oktar yine güncel bir konu, hükümet Sayın Tayip Erdoğan geçen hafta yanılmıyorsam kurban bayramından önceki hafta İstanbul'daki çalışma ofisinde cem vakfı başkanı Sayın İzzettin Doğan'ı ağırladı…

ADNAN OKTAR: MaşaAllah çok güzel.

MUHABİR: Türkiye'de Alevilikle ilgili bir sorun var, şimdi daha çok Avrupa kökenli Aleviler ve Avrupa'daki sivil toplum kuruluşları, NGO'lar işte Aleviliğin İslam inancının, İslam kültür ve uygarlığının özü bir parçası değil, işte biraz şaman biraz Mecusilik biraz pagan biraz İslam karma bir farklı bir inanç olduğunu, batı böyle bir Aleviliği üretmeye çalışıyor bir taraftan da Türkiye de Anadolu'daki Aleviler şunu söylüyor mesela İzzettin Doğan diyor ki Alevilik İslam'ın özüdür, Anadolu'yu ve Balkanları İslamlaştırmış bir harekettir. Tarihte siyasi bir nedenden dolayı bir sıkıntı yaşanmıştır ve Anadolu Aleviliği bir kırılma yaşamıştır bugün de biz Aleviliği İslam inanç kültür ve uygarlığının bir parçası, bir özü olarak görüyoruz bu bağlamda Aleviliğinde din hizmetleri bağlamında, hukuki olarak tarif edilmesi gerektiğini düşünüyoruz ve bu konuda cem evlerinin açılması bazı Alevi din hizmetlerinin alınması konusunda, devletin desteği konusunda birçok talepleri var. Birçok tartışma da var tabi, Hacı Bektaşi Veli'den, Mevlana'dan, Yunus'tan ilham alan Aleviler, mesela böyle 72 millete aynı nazarla bakması gereken bir insancıl anlayış, ideolojik olarak tepki gösterenler de var, büyük bir kısmı mesela bir bilge, bir akademisyendir Sayın İzzettin Doğan, Sayın başbakanla buluşmuştur ve yerel seçimlerden sonraya bırakmışlardır bu işi, nasıl buluyorsunuz? Türkiye'de çok önemli bir şey oldu, 90'lı yıllarda. Aslında şuna da tanık oldum ben, Refahlı belediyeleri kazanmaya başlayınca Türkiye'de, bu süreç böyledir yani Anadolu'nun değişik yerlerinde ben Aleviyim diyen cem evi istiyorum diyen insanlara, hukuki temeli olmasa da imarsız işte onlara kültürel faaliyet diye bu imkânlar tanınmıştır, yani sosyolojik olarak meşruiyetlerini 90'lı yıllarda, yerel seçimlerle birlikte ilan etmişlerdir ama Türkiye'nin kerbelası yaşanmıştır mesela, Sivas Madımak, Sünnilerle Alevilerin arasındaki bu yakınlaşma arasında bir demir perde konmuştur…

ADNAN OKTAR: Ergenekon'un bir oyunu bu.

MUHABİR: Evet, inşaAllah...

ADNAN OKTAR: Ergenekon oyunu, biliyorum.

MUHABİR: İnşaAllah şu anda Alevi kitlenin Alevi topluluğun bizde İslamiyet'in bir parçasıyız İslamiyet'le ilgili hizmetlerimizin görülmesi konusunda devletin kamu görevidir bu, yani bize karşı bir hükümlülüğü var, bu hizmetlerimizi görsün diye bir talebi var, nasıl görüyorsunuz, hem hükümetin hem Alevilerin bu yaklaşımını?

ADNAN OKTAR: Ben Tayyip beyin bu ılımlı, sevecen, kucaklayıcı tavrını çok mükemmel buluyorum, Allah yolunu açık etsin, çok güzel gidiyor, Aleviler bizim canımız ciğerimiz kardeşlerimiz, Aleviler aslandır ben söyleyeyim yani böyle yiğittirler, bütün Türk milleti gibi gözü pektirler. Türkiye'nin çimentosudurlar,

MUHABİR: Bektaşiler,

ADNAN OKTAR: Tabi Bektaşiler de öyledir, benim iki eniştem de Alevi ve Bektaşi idi, ben onları kültürünü çok iyi biliyorum Hacı Bektaş'ta da kaldım bir süre, çok olgun, erdemli, derin düşünen, sevgiye şefkate çok önem veren insan sevgisine, hayvan, bitki sevgisini çok ön plana çıkaran, içli, derin düşünen insanlardır Aleviler ve çileye yatkın, acıya yatkın, acı insanıdır onlar ve direnç insanıdır, yiğittirler, o yönüyle bütün bizim milletimiz gibi yiğittirler, Alevilere laf söyletmem Bektaşilere laf söyletmem çünkü ben gözümle gördüm kendim bizzat bunu yaşayan bir insanım onların karakterini kişiliğini gördüm ben ve hakikaten Türkiye'de böyle ılımlı olmayı, sevgi dolu olmayı sağlamada da o kesimin çok büyük bir faydası oluyor çok güzel faydaları oluyor. Bir de son zamanlarda onlara yapılan oyunlar artık tam ters tepti, yani bizim milletimiz bilinçlendi, bu konu artık tam rayına oturdu gibi görünüyor. Bundan sonra öyle bir sorun çıkmaz, yani zannetmiyorum.

MUHABİR: Evet, tabii çok önemli bir sosyal barışı da hani laiklik diyoruz ya…

ADNAN OKTAR: Tabi ki de.

MUHABİR: Mesela laiklik Türkiye'de eğer Alevilerin de bu din hizmetleriyle ilgili bir hukuki, diyanet işlerinden sorumlu devlet bakanı, diyanet işleri başkanlığı nezdinde böyle bir komisyon da oluşturuyor, mesela ne istiyor Aleviler diye, bu konuda geniş katılımlı taleplerini alıyorlar ve bu konuda herhalde bir yasal düzenleme de yapacaklar. Tabi Irak'ta biliyorsunuz Sünni Şii çatışmalarını biliyoruz, Arap dünyasında benzer çatışmalar var, Türkiye'nin de bir ali cenaplığı bu, mesela İzzettin Doğan diyor ki biz bu konuyla ilgili Avrupa İnsan Hakları mahkemesine gitmeyiz biz devletimizi Avrupalıya şikâyet etmeyiz diyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

MUHABİR: Yani biz bunu kendimiz çözebiliriz, bu yaklaşım da çok önemli bir şey,

ADNAN OKTAR: Hep sadık kalmışlardır Aleviler devlete, hep millete sadık kalmışlardır.

MUHABİR: Yani eline, beline diline sahip olmayı ilkesi,

ADNAN OKTAR: Evet maşaAllah.

MUHABİR: El deyince ülkemize sahibiz diyorlar, bel deyince soyumuza Türk milletine mensubuz diyorlar, dilimizi de işte kültürümüze, inancımıza, değerlerimize sahibiz. Yani bu üç temel ilkeyi de böyle yorumluyorlar. Bu bağlamda herhalde Alevilik Sünnilikle bir barışa bir katkı olur. Son dakikalarımıza girmiş bulunuyorum, yönetmenim işaret ediyor, evet programımızın sonunda iki saatlik bir sohbet sonunda vermek istediğiniz son mesajlar nelerse onları paylaşalım sevgili dinleyicilerimizle.

ADNAN OKTAR: Alevisi Sünnisi sağcısı solcusu hepimiz kardeşiz ülkemiz süper güzel her yer çok güzel.  İnsanlarımız dünyanın en ideal insanları.  Büyük Türkiye'nin Türk İslam Birliğinin öncüleriyiz inşaAllah, çok güzel günler bizi bekliyor, iç çatışma bizden kimse beklemesin, bundan sonra sadece birlik ve beraberlik göreceklerdir bu yönde faaliyet yapan herkesi de kutluyorum, başarılı buluyorum hükümetin faaliyetlerini bu konuda da inşaAllah, inşaAllah çok güzel neticeler alınacak.  Alevi kardeşlerimizi de canımız gibi seviyoruz, onlar bizim aslanlarımız maşaAllah.

 

Gönen Keşif TV, 11 Ağustos 2008

ADNAN OKTAR: Ben biliyorsunuz ehlisünnet inancındayım, Hanefiyim, 4 hak mezhep ehl-i sünnet inancında  kabul edilen mezheplerdir, fakat ben Alevileri de  Şiileri de Vahabileri de hepsini canım ciğerim kardeşim olarak çok severim, hepsini takva buluyorum ve samimi Müslümanlar buluyorum, bu Allah'ın bir rahmetidir, ayrı, ayrı mezhepler olur tarikatlar olur, bunun hiçbir şekilde karşılıklı böyle bir çatışmaya düşmanlığa kine sebep olacak bir yönü asla olamaz, öyle bir mantığı da yok, çünkü insanlara baktığımızda hakikaten gerçekten samimi olduklarını görüyoruz, samimi olarak dini yaşadıklarını görüyoruz, araya nifak sokanları da ben fitneci olduğunu düşünüyorum, şu kısacık dünya hayatında Allah'ımız bir, Kitabımız bir, kıblemiz bir, aynı peygamberlere inanıyoruz, Hz. Muhammed'e tabiyiz, Kuran'ın bütününe inanıyoruz, yani ne oluyor nedir, yani sırf namaz kılıyor olsa haftada bir kez bile namaz kılıyor olsa o bizim kardeşimizdir, bayram namazını kılsa bizim kardeşimizdir, "La ilahe illallah Muhammed'en Resulullah" dese onu söylesin yine kardeşimizdir, yani bu azgınlığın sebebini ben anlayamıyorum, son derece yersiz ve şeytani bir fitneden başka bir şey değildir, ayrımcılığa gayrımcılığa hiç gerek yok tarikatlar da çok temiz, Osmanlının güçlenmesinde çok büyük emeği olan, Osmanlı birliğini gücünü ve dirliğini sağlamada Allah'ın vesile ettiği çok mübarek topluluklardır tarikatlar, Nakşibendiler  olsun Kadirliler olsun Şazeli her hak tarikat bunlar geçekten çok çok faydalı, faydalı olduğunu da tarihte gördüğümüz  has kurumlardır onun için onları da öyle yani böyle şaşı gözle bakmak çok çok çirkin olur.

 

Konya Kon TV, 31 Ağustos 2008

Adnan Oktar: Hayrettir günler öncesinden heyecanı beni sarıyor, yani sanki böyle Bayram geliyor gibi bir şey gibi hakikaten de bayramdır Ramazan. Başından sonuna kadar Bayramdır. Çok zevklidir, kendine has bir zevki vardır. Ben iftarlarda Müslümanlarla nasıl görüşeceğimi düşünüyorum çünkü Ramazan boyunca her gün bir yemeğimiz oluyor Allah'a çok şükür, iftar yemeğimiz oluyor. Müslüman kardeşlerimle,  mesela Nakşibendiler oluyor, Kadiriler oluyor, Nurcu kardeşlerimden oluyor, ülkücülerden oluyor, MHP camiasından oluyor, diğer mesela AKP'li kardeşlerimden oluyor yani her düşünce, her fikir, her partiden insanlarla görüşüyorum. Yemek yiyoruz, sohbet ediyoruz, görüş alışverişinde bulunuyoruz, bu çok zevkli bir şey tabi Allah'ı anıyoruz birlikte, o zaman düşünüyorum cennette de inşaAllah böyle karşılıklı yeriz, cennet sofralarında böyle bir muhabbet olur diye düşünüyorum bir de onları böyle imanlı ve şevkli görünce çok hoşuma gidiyor. Mesela cemaatler, ben İslam cemaatlerinin hepsini çok severim. Bütün mezhepleri de seviyorum. Yani Caferileri de, Alevileri de. Bektaşileri de hem de ne coşkuyla. Sünni kardeşlerim zaten onlar benim canım ciğerim hepsi tabi seviyorum. Mesela ülkücüler ben gençliğimden beri hep çok severim. Hep böyle yiğit, aslan gibi delikanlılardı. Hakikaten vatan, millet, Allah, kitap, bayrak dedin mi tüyleri diken diken olan yiğit delikanlılar, yiğit insanlar, hepsini çok severim. Ben insanlar arasında ayrım yapılması çok anormalime gidiyor, yani memleket çok güzel, mesela Karadeniz çok güzel, Güneydoğu çok güzel, Akdeniz çok güzel, Ege güzel. Yani ne oluyoruz, bütün milletin suratı asık, yani bayağı bir insanın yüzü asık, yani selamlaşalım herkes birbiriyle kucaklaşsın, sohbet edelim, konuşalım. Ne fark eder, sağcı, solcu, Yani Allah onu öyle yaratmış. Bizim solcumuz yine Allah'a inanır, bizim solcular da yine zannediyor ki mutlak anlamda Allah'ı inkar eden birisini bulamazsınız… İlla ki bir şekilde Allah'a inanıyordur yani en fazla o deist dedikleri inançta oluyorlar. Allah'a inanıyor ama dinsiz oluyor ona benzer ki yani o da mümkün değil, çünkü Allah olduğuna göre din zaten mecburen olması gerekiyor. Allah kainatta katrilyonlarca, sonsuz sayıda nimet yaratacak, sonsuza yakın fakat hiçbir amacı olmayacak. Her şeyin bir amacı var, mesela bardağın amacı var, ayakkabının amacı var, mikrofonun amacı var, ama dünyanın amacı yok, insanların amacı yok diyor deistler şimdi şu mantık mı yani. Bir tane amacı olmayan bir şey yok. İnşaAllah. Onun için öyle herkese şefkatle yaklaşılması, bir kardeşlik duygusu içerisinde olunması, hoşgörülü ve ılımlı bir bakış açısı içerisinde olayları değerlendirmek çok iyi olur. Yani böyle hayat da çok güzel olur, ahiretimiz de inşaAllah çok güzel olur, dünyamızda çok güzel olur. Tamamen suni masonlar bizi aldattı. Gereksiz yere kardeşlik duygularımızı kırdılar.

 

Milli Gazete, 19 Mayıs 2008

Adnan Oktar: Benim güzel yönlerimden birisi Vahabileri, Şiileri, Caferileri yıllardan beri canım gibi sevdiğim kardeşlerim olarak ilan ederim ve aralarında hiç bir ayrılık görmem. Ve hepsiyle bağlantı içinde olurum ama Allah bir  diyen ve Allah ile bağlantı içinde olan her inananı da çok çok severim. İster Yahudi olsun, ister Musevi olsun hiç farketmez. Çünkü Hz. İbrahim'i seviyor mu seviyorlar, Davud'u seviyor, Hz. Yusuf'u seviyor. Benim sevdiğim peygamberleri seviyorlar. Melekleri seviyorlar, ahirete inanıyorlar. Allah'ın birliğine de inanıyorlar. Tamam o zaman ben onları severim. Ama eksik yönleri var onlar ayrı mesela, onu eleştiririz. Biz mesela Hıristiyanlarla arkadaşız, kardeşiz, ama hangi konuda ayrılıyoruz tevhid konusunda Allah'ın varlığı ve birliğini tek olarak kabul edecekler biz bunu istiyoruz bu konuda bir anlaşalım diyoruz o olmadığında o yönlerini kabul etmeyiz. Ama genede ehli kitap olarak biz onlarla dostluğumuzu devam ettiririz yani ehli kitap vasfını kaldırmaz o onların. Kuran'da ehli kitap değildir demiyor Allah, bu onların yarlış yönü olarak belirtiyor Allah yani teslis inançlarının yanlış olduğunu söylüyor Allah, ve Hz. İsa'nın Allah'ın oğlu demelerinin yanlış olduğunu söylüyor Allah gelin bir kelimede birleşelim. Allah'ın birliğinde birleşelim diyor Allah onlara. Ama bunlar bağlantı kurulmayacak görüşülmeyecek, insanlardır demiyor Allah. O anlamda mesela Museviler de öyle biz onlarla görüşürüz hatta Musevilerin kestiği de yenir. Yani kestiğini yeriz, efendim yemekleri yenir, kız alabilirsiniz, evlerine gidilir, diyalog budur işte. Yani Kuran'ın bize gösterdiğinin dışında yeni orijinal bir diyalog anlayışı değil bizimki. Peygamberimizin yaptığı diyalog ne ise peygamber efendimiz zamanında Hıristiyanlarla yapılan diyalog ne ise, aynısıdır benim söylediğim.

 

MPL TV, 23 Nisan 2008

ADNAN OKTAR: İşte birbirlerine karşı çok sevgi dolu olsunlar. Öyle bir sevgisizlik, şüphecilik güzel bir şey değil. Akılcı olarak değerlendirerek eğer bir insan Müslümansa, samimi dindar olduğuna kani ise bir insan hüsn-ü zan ederek ona karşı da sevgi saygı duyması esas olması Lazım. Şu cemaattendir işte şuradandır, buradandır bunlar çok çirkin, günah ve yakışıksız hareketler. Her cemaat, her mezhep, her ekol bizim kardeşimizdir. Hepsi Müslümandır. Bizim değerli kardeşlerimizdir. Alevisi, Sünnisi hiç fark etmez. Bunlar birinci sınıf çok kaliteli insanlardır. Allah'ı sevdikten sonra, Allah'ı birleyen insanlar olduktan sonra mesele yoktur. Gereksiz kuşkular, gereksiz muhalefet düşünceleri, kin ve nefret dolu üsluplar bunlar çok ayıptır, çok çirkindir.

MPL: Bu insanlar özellikle

ADNAN OKTAR: Tabi tabi. Alevisi, Caferisi, Sünnisi, Hanbelisi, Hanefisi hepsi bizim kardeşimizdir. Canımız ciğerimizdir. Hepsi birinci sınıf insandır. Hepsi huzur içinde bu memlekette yaşama konumundadır. Aynı şekilde Hıristiyanlar, Yahudiler de öyle. Onlar da bizim kardeşlerimizdir. Allah'ın yarattığı Allah'ın kullarıdır. Onlar da birinci sınıf insandır. Birinci sınıf vatandaştır. Huzur içinde yaşamalıyız. Onun için tefrikadan kaçınmak gerekir. İnşaAllah

 

Nevşehir TV, 20 Temmuz 2008

Adnan Oktar: Tabi, yani bunda bir şey yok. Artık çok suni zorlama şeyler. Allah, Allah yok Aleviymiş yok Sünniymiş. Kardeşim hepsi bizim kardeşimiz, çok şahane insanlar. Aleviler mesela çok dindardır, gayet efendi, dürüst insanlar. Yani son derece zorlama ve suni bir gerilim ortamı meydana getiriliyor.

Adnan Oktar: Ben genellikle Müslümanların hepsini severim işin doğrusu. Caferileri severim, Bektaşileri severim, Alevileri severim, Vahabileri severim bunlar hakikaten samimi Müslümanlar. Ben anlayamıyorum bunlara karşı olanlar niçin karşı olur, neden karşı olur anlayamıyorum. Ama tabi fanatiklik, yani güzelliği ortadan kaldırmak, hürriyeti ortadan kaldırmak, sevgiyi ortadan kaldırmak, bunlar bir zulümdür. Din adına birisi bunu yapıyorsa, bu benim de düşmanımdır, ben bu insanlara karşı olurum. Yani hürriyet, demokrasi, sevgi, sanat, her türlü güzellik, dostluk, kardeşlik, bu ortama zarar verecek hiçbir şey dinde olmaz, yoktur. Din adına birisi bu ortaya çıkıyorsa bu zulüm yapıyordur, oyun oynuyordur ve din adına faaliyet yapıyordur. Bu tarz tarikatlar varsa ben bunlara düşman olmadan, fikren mücadele ederim ve ikna da ederim yani ediyorum da, ikna da edebiliyorum inşaAllah.

 

Oda TV, 25 Eylül 2008

Adnan Oktar: Benim söylemek istediğim, ben herkese bu müjdeyi veriyorum, Türkiye çok iyiye gidecek inşaAllah. Bir Türk-İslam Birliği oluşacak, Türkiye süper devlet olacak inşaAllah. Darwinizm yeryüzünden tamamen kazınacak; komünizm, faşizm, materyalizm gibi düşünceler yeryüzünden tamamen silinecek. Türkiye'de de güzellik, kardeşlik ve barış ortamının oluşmasını istiyorum, yani böyle Alevi-Sünni ayrımları, sağcı-solcu ayrımları, bunların bir an önce durdurulması. Biz güzel bir memlekette yaşıyoruz, insanlarımız da güzel, nezaketliler, sevecenler. Bu gereksiz korkulara, gereksiz tedirginliklere, vesveselere, üzüntülere gerek yok. Birbirimize karşı dostça ve kardeşçe yaklaşalım, her fikre saygı gösterelim. Yani, mesela hükümete karşı tavırlar, muhalefete karşı tavırlar, partilere karşı tavırlar, bunların hepsinde hatta tarikatlara, cemaatlere, sol derneklere, bunların hepsine karşı sevgiyle, şefkatle, anlayışla ve hoşgörüyle yaklaşmamız gerekir diye düşünüyorum, yani bu sertlik politikası, bu birbiriyle uğraşma politikası son derece yanlış, yersiz ve gereksiz. Birbirimize karşı böyle anlayışlı, sevecen davranırsak Türkiye çok daha iyiye gider, daha güzele gider. Bu olacak zaten, ama bunun söylenmesi de gerekiyor. O yüzden söylüyorum.

 

Sivas Sipas TV, 2 Eylül 2008

ADNAN OKTAR: Evet, onların hepsi benim canım ciğerim. Bunlar çok samimi, Osmanlı'dan bize emanet kalan, onlardan bize varis kalan tertemiz insanlar. Ve Osmanlının dimdik ayakta kalmasına vesile olmuş, Türk İslam Birliği'nin oluşmasında büyük emekleri geçen yiğitlerdir onlar. Tabiki bu tarikatlara karşı derin bir sevgim var, ama çok çok nadir böyle sapkın tarikatlar olur, çok çok, ama onlar kale alınmaz. Yani onu oturup, yani bu cümleden olarak değerlendirmek ayıp olur, yakışık kalmaz. Onun için Sünni olan, samimi tarikatlara karşı sevgim büyük. Ama ben Caferileri de seviyorum, Alevileri de seviyorum, Bektaşileri de seviyorum, Vahabileri de seviyorum. Hepsi bunların benim kardeşim, hepsi ayrı ayrı takvadır. Hepsi Allah'a, dine aşkla, muhabbetle bağlı olan insanlardır. Bu Osmanlı coğrafyası içinde her zaman birlik beraberlik içinde yaşadık biz. Bektaşilerle, Alevilerle, Caferilerle iç içe yaşadık. Hepimiz aynı milletin içindeyiz, hepimiz İslam milletindeniz, hepimiz Türk'üz Allah'a çok şükür. Onun için böyle ayrı gayrı değerlendirmek doğru olmaz, hepsine sevgiyle bakmak Lazım. Çünkü Allah'ımız bir, kitabımız bir, kıblemiz bir. Daha ne istiyoruz.

ADNAN OKTAR: Tabi tabi, Sivas dendi mi, hemen hissedilir bu. Aslan yatağıdır Sivas. Sivaslı kardeşlerimi çok seviyorum, hepsine çok güveniyorum. Alevisiyle, Sünnisiyle hepsi onlar yiğit kardeşlerimiz. Ve çok merttirler Sivaslılar, bütün Anadolu halkı gibi, MaaşaAllah. İnşaAllah, böyle kardeşlik duygularımızı, sevgiyi, birlikte beraberlik içinde olma düşüncemizi çok güçlendirelim. Çok güzel bir memleketteyiz. Bütün Anadolu boydan boya çok güzel. Nefis, Allah'a çok şükür hiç bozulmadı Anadolu. Yani bütün güzelliğiyle duruyor, bütün sıcaklığıyla duruyor. Ahlakımız çok güzel, Osmanlı ahlakı. İslam ahlakı, Anadolu ahlakı olarak bilinir, ki bunların hepsi Kuran ahlakıdır. Çok güzel yaşanır,İslam'ı en güzel yaşayan memlekettir Türkiye. Sivaslı zaten biliyorsunuz malum, hem dindarlığıyla, hem yiğitliğiyle, hem de milliyetçi bir yapısı vardır, MaaşaAllah. Bir kaledir, bütün Anadolu gibi. Ama, birlik ve beraberlik çok çok önemli. Yani hiç fark etmez sağcı, solcu, Alevi, Sünni hepimiz kardeşiz. Türkiye'yi çok güzelleştirelim, dışarıda güzel yüzle gezelim, herkese selam verelim, sevinç içinde yaşayalım. 

 

TASCA, 21 Kasım 2008

ADNAN OKTAR: Bunu kim yaparsa harama girer. Sakın ha sakın. Özellikle bizim en zor dönemimizde,  zor dönemlerden geçtiğimiz dönemlerde İslam alemi, Türk-İslam alemi böyle paramparça iken böyle bir fitnenin içine dalmak, çılgınlık ve çok çok çirkin bir hareket. Müslüman bunu tahayyül dahi edemez. Buna kim ön ayak oluyorsa, kim teşvik ediyorsa, çok yanlış yapıyor ve kesinlikle itibar edilmemesi Lazım. Onlar bizim kardeşlerimiz ne alaka, ne bağlantı yani… Müslümanlar böyle bir şey gördüklerinde hemen ellerinin tersi ile bu fitneyi kabul etmeyecekler, etmemeleri Lazım. Tahayyül bile edilemez böyle bir şey. Olur mu, Sünni, Şii kol kolayız biz. İnşaAllah, Türk-İslam Birliği oluşuncaya kadar var gücümüzle gayret edeceğiz. Tabiki, mezhepler olacaktır, görüşler ayrı olacaktır. Ne fark eder, hepsi Allah'a âşık, hepsi Allah yolunda canını verecek kadar cesur ve kararlılar. Ne oluyor, niçin böyle bir şey olsun? Böyle bir fitneye inanan varsa gelsin konuşayım. Ama ben bunun zemininde masonların olduğunu düşünüyorum. Sakın inanmasınlar böyle bir şeye.

ADNAN OKTAR: İslam alimi olup da samimi olmayan, candan olmayan bir İslam alimi yok zaten. Bunların hepsi candan insanlar, hepsi güzel ahlaklı insanlar. Mesela; kimisi Mevdudi'yi beğenmez, kimisi Seyyid Kutub'u beğenmez. Halbuki bunlar elinden geldiğince, gücü yettiğince, var gücüyle İslam için, Kuran için hizmet etmiş insanlardır. Yani bütün Sünni alimler, mesela Ezher ulemasının tamamı çok mükemmel insanlar. Yani bu ayrım, bu anlamda bir ayrım çok çirkin. Çiçek bahçesi gibidir İslam alemi. Mesela; bir yerde gül görürsün, bir yerde lale görürsün, bir yerde karanfil görürsün, mezhepler böyledir. Hepsi birbirinden güzeldir. Bunu bu şekilde değerlendirmek Lazım. Çok çok yanlış yapıyor, kim yapıyorsa.

ADNAN OKTAR: Bu inanılır gibi değil. Sünni-Şii, her iki taraf da takva ve çok mükemmel insanlar. Şiiler çok takvadır, Sünniler de çok takvadır ve mükemmel insanlar. Yani Müslüman Müslüman ile nasıl kavga eder. Kuran'da haramdır. Çok galiz bir suç bu ve çok akılsızca bir hareket. Yani biraz imanı olan biraz aklı olan Müslüman bunu aklından dahi geçirmez. Ne güzel yani, Şiiler, Sünniler beraber namaz da kılarız, onlar bizim kardeşlerimiz niçin böyle bir düşmanlık olsun, niçin böyle karşılıklı bir şey olsun. Bu direkt Masonların oyunu, terör örgütlerini yönlendiriyorlar. Bir de çok az paralarla, cüzi paralarla bunları yaptırıyorlar...

 

Timetürk, 24 Temmuz 2008

ADNAN OKTAR: Tam demokrasisi olan Alevisiyle, Sünniyle, kürdüyle, Lazıyla Çerkezle böyle iç içe, kardeşçe sevinç içinde yaşadığımız bir Türkiye

ADNAN OKTAR: Bölünme çok tehlikeli, birbirlerini sevmeleri gerekiyor Müslümanların ya nasıl sevilmez, ben mesela Şii'lere bakıyorum son derece takva dindar insanlar, yani bu insanlara nasıl cephe alınır? Alevilere bakıyorum son derece dindar efendi ve insan sevgisiyle dolu bir insan bunlar. Ya bu insanlara nasıl cephe alınıyor ben anlamıyorum Vahabiler dersen yine dine çok titiz insanlar. Allah'ımız bir kitabımız bir kıblemiz bir her şeyimiz bir, aynı peygamberlere inanıyoruz, aynı melekleri seviyoruz. Yani tamamen suni bir ayrıcalık var. Halbuki insanın mezhebi ayrı olur, ailelerimiz de ayrı ama birbirimizi seviyoruz. Biz dostuz, kardeşiz, bunun ortadan kalkması Lazım. Said Nursi  buna çok dikkat çekmiş, ihtilaf diyor, ihtilaf bi de zaruretler, insanların maddi ihtiyaçlardan kaynaklanan bel bükmeleri, boyun bükmeleri. Halbuki Müslüman açlıktan ölmez, hiçbir şey de olmaz. Allah'a tevekkül edip, Allah'ın yolunda Allah'ın rızası için gayret etmesi gerekir. Ama en önemli konu sevgi, Müslümanların birbirini sevmesi. Hatta Allah'ın yarattığı her şeye karşı şefkat duymak. Yani dinsiz de olsa ona şefkat duyup onu kurtarmaya, korumaya çalışmalı.

 

Trabzon TV, 4 Eylül 2008

ADNAN OKTAR: Birbirimizi sevelim, çok şahane Türk milleti. Yani, millet olarak çok iyi insanlarız. Türkiye de çok güzel. Yani böyle birbirimizden çekinerek; dışarı çıkıyorum ben herkes birbirinden çekiniyor, gözlerini kaçırıyorlar, ürküyorlar falan, yani, birbirine güvenen insan hemen hemen çok az gibi. Biz bunu yapmayalım, durduk yere birbirimize zulmediyoruz. Böyle bir şey yok, birbirimizi sevelim, dost olalım, kardeş olalım, selamlaşalım, birbirimize derin saygı duyalım. Fikirler olabilir, zaten Allah öyle yaratmış, yani, sağcı olabilir, solcu olabilir hiç önemli değil, yani bunu bir ayrılık vesilesi yapmayalım, hele Alevi-Sünni ayrımını yapmak inanılır gibi değil. Aleviler çok şahane efendi insanlardır, çok saygın insanlardır. Gayet güzel ahlaklı insanlar, Sünniler de öyle, ne oluyor yani? Niçin böyle bir şey olsun? Bu ayrımlar tamamen böyle masonların ekmeğine yağ süren, onların kışkırtmasıyla ortaya çıkan şeyler. Sakın böyle şeylere girmeyelim. Samimi olarak Allah'a tam teslim olup, Allah korkusuyla, Allah sevgisiyle kardeşçe yaşayalım. Türk İslam Birliği'ne doğru gidiyoruz inşaAllah.

 

Vakit Gazetesi, 25 Mayıs 2008

Adnan Oktar: Müslümanlar içerisinde? Yani az da olsa zayıf da olsa var onun da kalkması gerekiyor. Yani dünyada görüyoruz biz Sünni Şii ayrımı yani gerçi tavanda öyle bir konu yok ama zeminde öyle bir konu varmış gibi oluyor ama zamanla bunun üstüne üstüne gidilmesi bununla ilgili yazılar yazılması, konuşulması mesela Şii, Caferi kardeşlerimizle oturup sohbet edilmesi, biz kardeşiz birlikteyiz, beraberiz mesajının verilmesi, çok önemli.

Vakit Gazetesi: En azından şu anda fitnenin alıp götürdüğü bir zamanda ...

Adnan Oktar: Tabii tabii... Mesela bir yemek toplantı yapıp ehli sünnetin ileri gelenleri, Caferilerin ileri gelenleri, efendim Alevilerin ileri gelenleri hep beraber, gelip hatta böyle el ele tutuşup biz kardeşiz birbirimizi çok seviyoruz çok sayıyoruz bizim ayrımız gayrımız yok mesajının verilmesi çok hayati. Çok güzel etki yapar.

Vakit Gazetesi: Yani sizin bu konuda düşünceniz nedir siz açtınız hocam. Diyanet mesela diyanetteki yapılanma bazen diyorlar ki şu şu Aleviliğe de açılmalı, işte Aleviler cemevi olmalı falan tarzında, talepler var.

Adnan Oktar:  Yani tabii ki isteyen istediği gibi yapsın ibadetini yapsın yani laik sistem içerisinde hepsine kucak açılıp hepsine saygı duyulması Lazım. Her inanca saygı gösterilmesi Lazım. Aleviler bizim başımızın tacı. Hepimiz Hz. Ali'ye coşkun bir sevgi duyuyoruz. Onlar diyor ki biz Hz. Ali'yi çok seviyoruz biz de diyoruz ki daha çok seviyoruz onlar diyor ki biz daha çok seviyoruz ne güzel işte.

 

Vatan TV, 12 Ocak 2008

ADNAN OKTAR: Müslümanlar'ın oyuna gelmemesinin tek şartı Kuran ahlakını hepsinin benimsemeleri, birbirlerini sevmeleri, bu aralarındaki ayrılığı, tefrikayı bırakmaları, mezhep ayrılıklarını, grup ayrılıklarını bırakmaları, tek bir merkezde kardeşçe, dostça birleşmeleridir. Bu da Türk-İslam Birliği'yle olacaktır. Türkler'in liderliğiyle olacaktır.

 

ANA SAYFA

Yazar Hakkında - Diğer Siteler - Email - Üye Ol

BU SİTE HARUN YAHYA'NIN ESERLERİNDEN FAYDALANILARAK HAZIRLANMIŞTIR.
www.harunyahya.org