Dünyanın barışa, dostluğa ve kardeşliğe belki de en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden birini yaşamaktayız. Dayanışmanın ve yardımlaşmanın güçlenmesine duyulan acil ihtiyaca rağmen, bazı çevrelerin farklı inançtan, düşünceden, mezhepten olanlar arasında halen çatışmayı körüklüyor olmaları, üzerinde durulması gereken önemli bir konudur. Bu kişilerin talep ettiği gibi bir çatışmayı ortadan kaldırmanın en önemli yolu, Allah'ın bize emrettiği gibi herkese karşı sevgiyle, merhametle yaklaşmak, affedici ve hoşgörülü olmak, ortak değerler üzerinde ittifak etmek, birlik olmaktır.
Bugün, dünya üzerinde büyük bir fikri mücadelenin devam ettiği doğrudur. Ancak mücadelenin tarafları Müslümanlar ve Yahudiler-Hıristiyanlar değildir. Hele de, Sünniler ve Şiiler gibi farklı mezheplerin mensupları asla değildir. Bu fikri mücadelenin bir tarafında, Allah'ın varlığına ve birliğine iman edenler, Allah'ın gönderdiği peygamberlere sevgiyle bağlı olanlar diğer tarafında da din ahlakına ve dindarlara karşı olan ideolojileri savunanlar yer almaktadır. Dini ve ahlaki değerleri hedef alanlar, ellerindeki geniş imkanları birleştirdikleri ve dindar insanlara karşı ittifak halinde hareket ettikleri açıkça görülmektedir. Bu ittifakı fikri anlamda etkisiz hale getirmek, dinsiz materyalist telkinlerin olumsuz, yıkıcı sonuçlarını ortadan kaldırmak, güzel ahlakın, mutluluğun, huzurun, güvenliğin, refahın hakim olduğu toplumları meydana getirmek için yegane bir yol vardır: Yeryüzündeki vicdan sahibi insanların, samimi olarak iman eden Hıristiyanların, dindar Yahudilerin ve her türlü mezhepten ve düşünceden tüm Müslümanların bu ortak amaç doğrultusunda biraraya gelmesi.
Türk-İslam dünyasının bir olması vakti gelmiştir. Dini, dili, örfü, geleneği, göreneği bir olan bu toplumların birleşmemesi, ortak hareket etmemesi için hiçbir sebep yoktur. Çoğunluğu aynı dili konuşan, bir olan Allah'a iman eden, Peygamberimiz (sav)'e gönülden teslim olmuş ve içten bir saygıyla O'nu seven, İslam ahlakının gereği olan misafirperverliği, sevgiyi, fedakarlığı, tevazuyu, candanlığı, vefakarlığı yaşayan kısacası özleri, kanları, canları bir olan Türk-İslam toplumları için birlik olmak büyük bir kolaylık ve nimettir. Bu milletler arasındaki mevcut ayrılık ise, son derece suni ve gereksiz bir ayrılıktır. Kafkasya'dan Tanzanya'ya, Fas'tan Fiji'ye kadar uzanan geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Türk-İslam dünyası birlik ve beraberlik içinde hareket ettiğinde, Allah'ın izniyle, yeniden şahlanacaktır.
İslam ahlakının özünde birlik vardır. Allah Kuran'da yeryüzünde bozgunculuğun son bulması için iman edenlerin birbirleriyle dost olmaları, ittifak etmeleri, birlik ve beraberlik içinde olmaları gerektiğini bildirmiştir:
.. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)
Yeryüzünde akan kanın durması, anarşinin, terörün son bulması, Türk-İslam dünyasına refahın, bereketin ve huzurun hakim olması, tüm Müslüman aleminin güvenliğe kavuşması ve dünya barışının sağlanması için Türk-İslam Birliği'nin kurulması şarttır.
İSLAM DÜNYASINA
ÇAĞRI
MÜSLÜMANLARIN BİRLİK OLMASI FARZDIR
Bugün artık tüm dünyada din karşıtı fikir sistemleri çökmeye yüz tutmuş, insanlar Allah'a imana ve din ahlakına yönelmeye başlamışlardır. Dahası İslam, dünya gündeminin en önemli konusu olmuş, insanlığın dikkati Hak dine çevrilmiştir. İçinde bulunduğumuz devrin teknolojik imkanları ise, Müslümanların hem birbirleri ile iş birliği yapmalarını kolaylaştırmış hem de insanlara İslam ahlakının güzelliklerini anlatmak için her türlü kitle iletişim imkanını sağlamıştır.
Ancak bir taraftan da İslam dünyasının bir kısmında fakirlik ve cehalet vardır. Bundan yararlanan birtakım kimseler, sözde İslam adına İslam dışı eylemler yaparak, dünyanın gözünde Müslümanları zan altında bırakmaktadırlar. İslam ahlakına karşı olan bazı çevreler de, Müslümanların bu durumundan yararlanarak onlara karşı her türlü zulmü uygulamakta, daha büyük zulümleri de planlamaktadırlar. >>>
Müslümanların birlik olmaları, sadece mevcut sıkıntıların sona ermesi için ihtiyaç duyulan siyasi bir gereklilik değildir. Bundan daha da önemlisi, birlik, zaten Müslüman olmanın gereklerinden biridir. Müslümanların hayatlarının her anında olduğu gibi, ulusal ve uluslararası siyasetlerinde de Kuran ahlakına göre davranmaları gerekir. Kuran ahlakı ise öncelikli olarak İslam dünyasının ittifak etmesini gerektirmektedir. Kuran ahlakının esas alınması, bu ittifakın kalıcı olmasını ve kendisinden beklenen aktif rolü üstlenmesini sağlayacaktır.
...
Bizim dindar Hıristiyanlara ve Yahudilere olan çağrımız da budur:
Allah'a iman eden ve O'nun vahyine itaat eden insanlar olarak, gelin ortak bir "iman" kelimesinde birleşelim. Hepimiz Yaratıcımız ve Rabbimiz olan Allah'ı sevelim. O'nun emirlerine uyalım.
Ve Allah'ın bizi daha doğruya eriştirmesi için dua edelim.>>>
MÜSLÜMANLARIN, DİNDAR YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARA ÇAĞRISI: ORTAK BİR KELİMEDE BİRLEŞELİM
BİRLİK MÜSLÜMANLARA GÜÇ KAZANDIRIR
Üç İlahi dinin mensupları da;
-Allah'ın tüm evreni yoktan yarattığına ve tüm maddeye sonsuz kudretiyle hakim olduğuna inanmaktadır.
-Allah'ın tüm canlıları mucizevi biçimde yarattığına ve insanın Allah'ın verdiği bir ruha sahip olduğuna iman etmektedir.
-Tarih boyunca, Allah'ın insanlara Hz. Muhammed (sav), Hz. İsa ve Hz. Musa ile beraber Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. İshak, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Davud gibi pek çok peygamber gönderdiğine inanmakta ve tüm bu peygamberleri sevmektedir. >>>
Müslümanlar arasındaki çekişmenin veya dağılmanın, onları manevi olarak güçten düşürecek bir gelişme olacağı açıktır. Bu, Allah'ın Kuran'da iman edenlere bildirdiği sırlardan biridir ve bununla önemli bir gerçeğe daha dikkat çekilmektedir: Nasıl ki ayrılıklar ve çekişmeler Müslümanları manevi olarak güçten düşürüyorsa, birlik ve tesanüd (dayanışma) de Müslümanlara güç kazandıracaktır. Allah Kuran'da, iman edenlerin "haklarına tecavüz edilmesi" durumunda birlik olup karşı koymalarını buyurmuştur:
Ve haklarına tecavüz edildiği zaman, birlik olup karşı koyanlardır. (Şura Suresi, 39)
Türk-İslam Birliği'nin vesile olacağı aydınlanma tüm dünyaya güzellik sunacaktır. ABD, Rusya, Çin, İsrail ve tüm Avrupa Devletleri Türk-İslam Birliği'nin kurulmasıyla uzun yıllardır devam eden kökleşmiş sorunların bir anda çözüme kavuştuğunu görecek, bu durumdan herkes fayda sağlayacaktır. Türk-İslam dünyası dışında kalan büyük devletlerin güvenliğe, ekonomiye, kültürel değerlere dair tüm endişeleri bu birliğin kurulmasıyla tamamen ortadan kalkacaktır. Terörle mücadele sona erecek, kültürel çatışma riski tamamen ortadan kalkacak, yer altı kaynakları ve hammaddeden tüm insanların en güzel şekilde faydalanması sağlanacak, ekonomi istikrara kavuşacak ve buhran ihtimali bertaraf edilecek, askeri giderlere ayrılan bütçe insanların daha kaliteli ve güvenli bir yaşamaları için sarfedilecektir. Açıktır ki, güçlü bir Türk-İslam Birliği'nin varlığı bütün milletlerin menfaatinedir.
Çözüm, tüm Müslümanları birleştirecek ve onlara doğru yolu gösterecek bir Türk İslam Birliği'nin kurulmasıdır. Türk İslam Birliği'nin kurulması için çalışmak, her Müslümanın görevidir. Her Müslüman birey, gittiği camide, okuduğu okulda, iş yerinde, ziyaret ettiği internet platformunda, üyesi olduğu vakıfta veya kuruluşta, dünya Müslümanlarının birliği için çaba göstermeli, diğer Müslümanları bu konuda teşvik etmelidir.